Saç Dökülmesi Tedavisi

 

Saç foliküllerinin normalde 3 dönemi vardır: anajen, katajen, telojen

Anagen dönem kılın aktif olarak üretildiği 2-8 yıl süren dönemdir, katajen dönem geçiş dönemi olup 4-6 hafta sürer, telojen dönem ise dinlenme dönemidir ve yaklaşık 3 ay sürer. Telojen evrenin sonunda da saç kaybı gelişir. Saçlı derideki foliküllerin bu siklusları senkronize değildir. Normaldeki saçlı deri foliküllerinin %86’sı anajen, %1’i katajen, %13’ü telojen dönemdedir. Bu orandaki telojen dönem sonundaki saç kaybını kişi fark etmez. Ama telojen dönemdeki saçların oranı %25 olunca saç kaybı dikkat çekmeye başlar. En yaygın saç dökülme şekli telojen dönemdeki saçların artmasıyla oluşandır. Telojen saç dökülmesinde tetikleyici faktör 2-3 ay önce meydana gelmiştir. Dökülme de 2-3 ay sürer ve durur. Nadiren bu dökülme 6 ayı geçer ve kronikleşir.

 

Telojen saç kaybı, gıda alımında eksiklik (sıkı diyet yada açlık dönemi) yada emilimindeki bozukluklar, demir eksikliği, doğuştan yada kazanılmış çinko eksikliği, vitamin D eksikliği, tiroid hormonunun az yada çok olması, androgenetik saç kaybı, gebelik sonrası dökülme gibi nedenlerle oluşabilir.

 

Saç büyük oranda proteinlerden oluşur. Bununda çoğunluğu sert keratindir. Ayrıca %12 oranında yağ, su ve çok az demir, çinko, bakır, iyot gibi minerallerden oluşur. Saç keratinini oluşturan en önemli aminoasitler ise kükürt içeren sistin ve sisteindir. Az miktarda da metionin vardır, bunlar saçın dayanıklılığında önemlidir. Saçın su içeriği de saç sağlığı için önem arz eder.

 

Normal bir kişide saç ve tırnak sağlığı devamı için yeterli ve dengeli beslenme önemlidir. Beslenme ve yeme bozuklukları saç ve tırnak sağlığında bozulmalara yol açar.

 

Vücutta üretilmeyen diyetle dışarıdan alınması gereken maddelere eser elementler denir. Bunların eksikliklerinde saç bozuklukları görülebilir. En sık karşılaşılan eksiklik demir eksikliğidir.

 

Demir eksikliği yetersiz alım, emilim bozukluğu, fizyolojik kayıplar (gebelik, adet kanamaları) yada kronik hastalıklar sonucu oluşabilir. Demir eksikliği sonucu saçlarda telojen efflufium  görülebilir. C  vitamini demir emilimini arttırırken, çay kahve içinde bulunan tannin, un öğütülmüş tahıllarda bulunan fitatlar, kalsiyum ve günde 25 mg üzerinde alınan çinko demir emilimini engeller. Demirden zengin yiyecekler et balık ve tavuk haricinde çekirdek, fasülye, kuru üzüm, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve hububatdır.

 

Çinko eksikliği de saç bozukluklarına neden olur. Diyette et ve balık bulunmaması durumunda gelişebilir. Yine bazı barsak hastalıklarında emiliminde bozulma olabilir. Çinkonun vücutta yıkılması ve atılmasını hızlandıran olaylarda da (alkolizm, kanser, enfeksiyon, gebelik, böbrek hastalığı, bazı ilaçlar) eksiklik gelişebilir. Saçlarda genel dökülme, saç kuruluğu ve kırılganlığı görülebilir.

 

Biotin suda eriyen bir vitamindir. Aşırı çiğ yumurta yiyenlerde, gebelikte, alkolizmde, uzun süreli epilepsi tedavisi alanlarda eksikliği görülebilir.

 

Saç folikülü üzerine çeşitli hormonlar etkilidir. Bunlar; androjenler, östrojen, tiroid hormonu, prolaktin, büyüme hormonu, melatonindir. Androgenetik alopesi (erkek tipi saç dökülmesi) hem erkeklerde hemde kadınlarda görülen saç dökülmesidir.

Prolaktin (süt hormonu) aşırı artışıda androgenetik saç dökülmesine benzer görünüm oluşturur.

Tiroid hormon düşüklüğünde saçlarda kuruluk, kırılganlık oluşur. Saçlarda bölgesel yada yaygın dökülmede görülür. Tiroid hormon yüksekliğinde ise saçlar yumuşar ve incelir. Saçlarda yaygın dökülme oluşabilir.

 

SAÇ MEZOTERAPİSİ

 

Saç dökülmesini durdurmak, yeni saç çıkmasını aktif hale getirmek ve var olan saçın kalitesini arttırmak amacıyla belli periyodlarla saçlı deriye uygulanan bir yöntemdir.

Aşağıda sayılan tüm saç dökülme nedenlerinde saç mezoterapisi kullanılabilir:

Genetik yatkınlıkla birlikte olan aşırı androjen miktarına bağlı dökülme (androgenetik saç dökülmesi)

Hormonal nedenler (loğusalık, gebelik, menapoz dönemi, tiroid hastalıkları, diabet gibi)

Saçlı deri kan akımının zayıf olması

Beslenme yetersizlikleri (vitamin, protein, lizin gibi aminoasitler, omega 3 ve 6, biotin, demir, çinko eksikliği gibi) yada aşırı kilo alınımı yada kaybı gibi beslenme bozuklukları,

Sigara, bazı ilaçlar (özellikle kemoterapi ilaçları)

Kronik hastalıklar (kanser, enfeksiyon, kollajen doku hastalıkları gibi)

Mekanik travma (çekme, kötü fırçalama, fön)

Kimyasal işlemler (uygunsuz şampuan, boya, perma vs)

Psikolojik stres, mevsim değişiklikleri vs

 

PRP

 

Kişinin kanının özel tüplere alınıp, özel bir santrifüj işleminden geçirilmesi ve sonrasında trombosit denilen hücrelerden zengin olan kısmının hastaya tekrar geri verilmesi işlemidir.

Önceleri trombositlerin yara iyileşmesinde sadece pıhtılaşma kısmında rol oynadığı düşünülürken, son yıllardaki bilimsel çalışmalarda trombositlerin pekçok önemli hücreyi aktive ettiği böylelikle doku yenilenmesini ve iyileşmeyi hızlandırdığı tespit edilmiştir. Bunu da içlerinde ihtiva ettikleri büyüme faktörleri yardımıyla yapmaktadırlar. Aktive olduklarında büyüme faktörlerini salgılayarak fibroblastların kollajen sentezlemesini ve yeni kılcal damar oluşumunu arttırırlar. Yaş ilerledikçe büyüme faktörlerinin üretimi ve seviyesi azalır. PRP ile hedef bölgeye kan dolaşımı ile taşınabilenden çok daha fazla sayıda platelet ve içerisinde bulunan büyüme faktörü ulaştırılmaktadır